14 Haziran 2013 Cuma

One Night One Bus One Custody!!

selam blogırlar. galiba hazırım herşey için! kaç zamandır buralarda olmayışımın nedeni kiminizin bildiği kiminizin de bilmediği bi sebepten. işte bunu anlatmaya geldim bugün. çok çabaladım uykularım çok kaçtı ama şuan iyiyim. bugünkü haberden sonra da iyi olacağım inşallah. bi ara da istanbul rihanna konseri özeti geçicem size merak etmeyin ;) 

(uzun bi yazı sizi bekliyo)

neyse konumuza gelelim. 30undaki konsere gittim ve o hafta sonu ankaraya dönmeye karar verdim. cumartesi daha önce konuştuğumuz şekilde kaytan bıyıktan haber bekledim ama gelmedi. güya buluşucaktık. gerçi o biraz yoğundu istanbulda işleri çoktu ama neyse demiştim. sonra kendisiyle hala bu konuda konuşamadım. bi ara unutmadan sorayım ;) neyse cumartesi yani ayın 1i akşamı ankara otobüsüne atladım. sabahına indim ve eve geldim. geceden zaten arkadaşla konuşmuştuk. bu eylemlere bizde katılalım demiştik. canımız sıkıldı çünkü o kadar insan orda hem benim hem de senin hakkın ve geleceğin için bulunuyorlar biz neciyiz demiştik. karar aldık pazar günü kızılaya gidelim diye yani ayın 2'sinde. pazar sabahı indim eve geldim bi güzel uyudum. sonra da arkadaşla buluşmak için evden çıktım. kızılaya gittik. baktık ortalık yıkılıyo bizde coştuk tabi. arada yoğunluk oldu gazdan insandan ama hepimiz orada birdik. hepimiz orada tektik. hepimiz orada halktık! günün ilerleyen saatlerinde doğal olarak karnımız acıktı ve yemek yemek için sakaryadaki hostaya geçtik. bi güzel yemeğimizi yedikten sonra kızılaya geçelim artık ordan da eve geçelim dedik. anneme söylememiştim kızılayda olduğumu. tabi doğal olarak ablam yumurtlamış. bi baktım annem arıyo hadi bakalım napcaz napcaz falan derken açmak durumunda kaldım. bi ton laf yedim tabi. neyse sonra telefonu kapattım. aklımdan eve dönelim düşüncesi geçerken bi anda panik bir kalabaık gelmeye başladı avm tarafına. ben de tırstım bi an arkadaşımda tırstı. koluma yapıştı direk. heralde gaz geliyo dedim ama havaya bakmamla üstümüzden geçen ve 5 ayrı noktaya doğru uçan biber gazı bombalarını görünce ahanda sıçtık dedim içimden. napcağımızı bilemeden bizde koşmaya başladık. ileriye bakınca 300 spartalı misali eli coplu çevik kuvvetin önüne kim gelirse alıp copladığını gördüm ve iyice panik oldum. tuttum arkadaşın elinden avmye doğru koşturmaya başladım. avmyi bilenler bilir. dışarıda starbucks var. oraya doğru girdik ama ileriye bakınca bunun göz korkutma müdahalesi olmadığını anladım. herkes starbucksın camlarını yumruklamaya kapıyı açın demeye başladı. derken aradan avmye giriş olduğunu gördüm ve gene elinden tuttuğum gibi arkadaşla içeri koştum. artık avmdeyiz rahatız dedim ama meğersem bu benim için yalandan ibaretmiş. 

avm içindeydik ama hala panik bir haldeyiz. insanlar yaralı bi halde korkmuş bi halde içerideler fakat dışarıya çıkış yok! bu arada starbucksa girmeden önce 5 adım ötemde duran kişinin kolundan tutup çekerek de kafasına biber gazı kapsülü yemesini önlemiştim. şimdi içerde tıkılı kalmıştık. çıkış yolu ararken yangın çıkışını gördüm direk oraya koştuk arkadaşla. bi kısım insan da bizimle geldi tabi. aşağıya otoparka indik. ordan otopark çıkışına gidelim dedik ama dışarı çıktığğımızda polislerin avmye biber gazı atıp içeri dalmak üzere olduklarını gördük. tam çıkalım kaçalım derken demirtepe tarafından gelen 20 kadar polisin uzaktan coplarını sallamasını gördük ve avmye geri girdik. otoparktan tekrar avmye girdik. insanlar paniklemiş bi şekilde üst katlara çıkalım dediler ama illaki içeriye girenin üst katlarda da başına bişey geleceği düşüncesiyle kabul etmedim. otoparka tekrar indik ve bu sefer sessiz sessiz otopar çıkışına geldik. tam kafamızı uzattık ki bi tane sivil polis bize el işaretiyle gösterip kaçın kaçın dedi. biz de o gazla kaçmaya başladık. tam kızılay ziraat bankasının önüne geldiğimizde de demirtepe tarafındaki bir tomanın arkasından 7 tane çevik çıktı ve kaçmayın diye bizi kovaladı. ben kaçarken bi tane çevik önüme geçti direk. kıpırdamayın diye bağırdı. o korkuyla olduğum yerde kalmıştım zaten. bi elinde kalkan bi elinde copla birlikte kapladığı alan benim 3 katımdı yanyana durduğumda. zaten adamın boyu 2 metre vardı. o panikle duvara doğru geriledim. arkadaşım ise ziraat bankasının duvarında yere çökmüş bi vaziyette bekliyodu. ağlamaya başlamıştı. polis yere yat diyince ben de yattım direk. artık kaçabileceğim bi yer yoktu. yere yattım ve bekledim. sonra polis anlamadığım bi şekilde yere yat dedim sana dedi ve tişörtümün ensesinden tutup beni yattığım yerden kaldırarak ileri doğru fırlattı. yere yüzüstü yapıştım. galiba dizimdeki kocaman yara da o zaman oldu. morarmış sıyrılmış ve kanamış bi haldeydi benim farkettiğimde. sonra ellerimi arkada birleiştirdi polis. ve tek diziyle tepeme çıkarak kendi çapında etkisiz hale getirmeye çalıştı. zaten kormuş bi vaziyetteyke iyice tepeme çıkarak nefessiz de bıraktı beni. ellerimi arkada birleştirmiş bir halde bana kelepçe taktı. kelepçe de plastik kelepçelerden tabi. sonra bana hayvan sabahtan beri ne çektirdiniz be diyip kafama o kocaman elleriyle 2 tane patlattı. gözlüğüm gözümden kaydı. gözlüğümün derdine düştüm o an niyeyse. abi gözlüğüm kaydı düzeltirmisin dedim. bi de yardım istiyo benden soysuz köpek dedi be bi daha patlattı kafama. sonra bi daha yalvarmaya başladım. insafa geldi gibi oldu ve gözlüğümü üstün körü yerine oturttu. tek bir hamleyle beni yerden kaldırdı ve başka bi polise teslim etti. yaşadığım panikle ne diyeceğimi bilemezken 2. polise yalvarmaya başladım. abi nolur bizim bi suçumuz yok lütfen dedim. adam da orta yaşlı ve biraz daha sakindi. abicim sakin ol dedi. bu çevikler 48 saattir uyumuyorlar sinirleri çok bozuk sen sakin ol gözaltına alındın şimdi ama salınırsınız dedi. o an ilk defa duyduğum kelimelerle yüzleştim. gözaltı!? aman yarabbi nerdeydim ben nereye gidiyodum nereye götürüyolardı beni? aklımdan bin tane görüntü geçti. bizi nezarete atıp copla dalmalar mı desen ya da tutuklanmak mı desen... otobüse bindirmek için götürdü adam beni. bu arada gazeteciler şak şak fotoğraflar çekmeye görüntü almaya başladılar. kafamı çevirdim ama çoktan artık suratımı yakalamıştı. otobüse bindirdiler beni. oturdum bi koltuğa. sonra farkettim ki bileklerimde kelepçeler var. ilk taktığında farketmemiştim ama sonradan dank etti. yaşadığım panikle şekerimin çıktığını da farkettim. ağzım kupkuru olmuştu. bir damla bile tükürük yoktu ağzımda. hafiften kendime getirmeye çalıştım kendimi ama olmadı. daha da kötü oldum. bu arada kafamı çevirip avm tarafına baktığımda ise polis coplarıyla içeri dalmış ve milleti kendinden geçercesine copluyordu. sonra 1 3 5 derken bi otobüs adam getirdiler elleri kelepçeli. bu arada arkadaşım dank etti kafama. acaba o nerde derken baktım onu da ağlarken kelepçeleyip getirmişlerdi. kelepçeler o kadar can yakar bi hal aldı ki anlatamam. arkadaşım zaten ağlyodu otobüse bindirilirken. benden biraz uzağa doğru götürdüler onu. otobüs dolduktan sonra ilerlemeye başladı. ve aslında 15 dakkalık olan yol 45 dakika sürdü. bu arada kelepçeler ellerimi morartmaya ve şişirmeye başlamıştı. bildiğin uyuştu ellerim ve parmaklarım da eminim ki dolma dolma olmuştu. kollarımı kıpırdatamıyodum. her kıprıdattığımda bileğimdeki acı ve kelepçelerin getirdiği hissizlik yüzünden canım daha çok yanıyodu.

45 dakika sonra emniyete gelmiştik. otobüsün içinde kelepçelerden canı yanan o kadar çok insan vardı ki herkes bir an önce kelepçelerini çıkarmak için otobüsten inmeye kalkıştı. bizi emniyetin spor salonuna aldılar. kelepçeleri açtılar. açtılar ama nası açtılar. plastik kelepçe kullanan bir polisin ya da normal kelepçe kullanan bir polisin yanında neden açmak için bi alet edevat ya da anahtar bulunmaz bunun düşüncesi aldı beni. çünkü kelepçeleri ya maket bıçağıyla ya da makasla kesip açtılar. normal kelepçeler içinse bi ton anahtar nerde muhabbeti döndü o spor salonunda. kellepçelerimi makasla kestiler ve ben de kendimi yere bıraktım o acıyla. ellerimi hissetmiyordum ve mosmordular. parmaklarımı oynatmaya çalıştım fakat bileklerim çok acımaya başlamıştı. bileklerimi de o zaman farkedebildim. parmak boyutunda içeri göçme ve mor bir şekilde kelepçe izi duruyodu. bi kaç yerler ise kıpırdarken galiba ufaktan kesilmişti. bi tane kız gelip bileklerimin üstüne ıslak mendil koydu. hafif bi rahatlama geldi bana da ıslak mendiller işe yaramıştı. oturduğum yerde bileklerimi kıpırdatmadan bekledim arkadaşımla. onun elleri daha kötüydü bilek desen ortada yoktu zaten. kendimiz geldikten sonra hemen telefonlara sarıldık. ben ablamı aradım haber verdim. sonra bir kaç tanıdığı avukat olanları aradım haber verdim. sağolsun benimle ilgilendiler. sarjımda azalmıştı. ablam annemi ara diye tutturunca tamam dedim. aradım anne ben eve geçiyorum bizim sokağın ordayım dedim. eve gidince beni  bi daha ara dedi. bende çok yorgunum yatcam şarjım az hadi hadi dedim kapattım. söyleyemedim. bi panik hastasına en son söylenebilecek bir şey olsa gerek gözaltına alındım demek.

olaylar çok çok çok uzun o yüzden detaya girmeden devam ediyorum.

sabaha kadar orada bekledik. bize su dağıttılar. bi fasıl fotoğraf çekimi olucak dediler sıraya girdik. orda bekleyen başkaları da bağırdı arkadaşlar fotoğraf çekilmeyin sonra bunu kullanırlar avukatlar burada dediler. sıradan çıktık. sabaha kadar yarı uykulu yarı uyanık bekledik. biraz uyuyayım dedim ama arkadaşım 5 dakkada bir  kalk panda kalk bi anons yapıcaklar yok sıra var hadi gidiyomuş diyerek beni uyandırdı.

sabahın ilk ışıklarıyla telefonlarınızı hazır edin telefonlarınızı alıcaklar dedi avukatklar. telefondaki sim kartı ve hafıza kartını çıkarttım. sonra avukatlar sim kartınızı da istiyolar isterseniz atın yutun ya da kırın dediler. bi panik oldu millet. bi kısım insan gözümün önünde sim kartını kırdı. ben kırmak istemedim ama hafıza kartını sakladım.  telefonları aldılar ve avukatlar gözetiminde kağıtlar imzalatıp otobüse bindirdiler. otobüsle hastaneye götürdüler darp raporu için. sıra bana geldiğinde doktora girdim ve bileklerimi gösterdim. kadın da oraya not aldı. sonrasında tekrar otobüse bindirip bizi emniyete götürdüler ifade vermek için. ifade sırasında ilk okunan isim tabiki de bendim. o gece ilk enselenen ben olduğum gibi. içeri götürdüler bizi tek tek. ilk önce üstümüzü aradılar ve üstümüzden çıkanlar için tutanak tuttular ve haklarımızın yazdığı ve hangi suçlamayla orada bulunduğumuzun yazdığı bir kağıt verdiler. her kağıdı tek tek okudum. herşeyi de polise sordum. 2911 sayılı kanun dolayısıyla gözaltına alınmışız. gösteri ve eylem suçlaması yani avukatım kaytan bıyık da öyle dedi bana zaten ;) bu arada ben kağıtları okurken polis arada soru sormaya başladı. nasıl oldu olay neredeydin falan dedi. ben de çok fazla açıklama yapmadan olaylar karışık abi avukatım gelince ifade vericem dedim. polis de yok abim ben ifade almıyorum avukatlar gelince alıcaz ifadenizi zaten bişey yazmıyorum hiç bi yere de sadece abi kardeş sohbeti bu dedi. heeeee dedim içimden ben de. sonra 2. kağıdı okurken de bidaha soru sormaya kalktı. bi örgüte üyemisin biri sana git bişey yap falan dedi mi dedi. ben de abi olaylar karışık ben bi örgüte falan üye değilim arkadaşımlayım o da burda zaten dedim. avukat gelince konuşuruz diye de ekledim. sonra ıkardılar bizi ordan otobüse götürdüler. 10 dakka sonra asıl ifade için çağırıldık. bu sefer hepimizi içeri aldılar. avukatlarla görüşmek için ilk 10 kişiyi çağırdılar gene adım ilk okunanlardan tabi. gittim içeri girdim. orta yaşlı bi adam adımı söyledi. ben de benim dedim yanına gittim. konuştuk sonra dam ben memleketlinim diyince bi sevindim ki anlatamam. meğerse bizimkilerin haberi olmuş onlar da babamın avukat arkadaşına ulaşmışlar o avukatın da amca oğlu ankara barosunda avukatmış. anam anam dedim. böyle olaylar da mı olur dedim içimden. çok sevindim ama. annemlerin duyduğuna üzüldüm tabi. panik oldum avukat da sakinleştirdi. annem kötü mü dedim yok ben konuştum sesi gayet iyiydi dedi. biraz rahatladım. sonra olay üzerine konuştuk ifadem üzerine konuştuk ve içeri ifademizi vermeye girdik. avukatın yanımda olması çok rahatlatıcıydı. ilk olarak bize soruldu diye yarım sayfalık bir kağıt verdiler. bu kağıtta soru sorulmuyo adeta suçlanıyodum. yok kamu malı zararı yok polise karşı gelme yok taş atma yangın çıkarma daha neler neler. en sonuna da örgüte üyemisin gibi bi kaç soru vardı. avukatla birlikte okuduk ve direk itiraz ederek başladık ifadeye. benim bunlarla bi alakam yok ben bunları yapmadım dedik ve itiraz ettik. polis de ifadeye öyle başladı zaten. sonra olanları anlattık avukat ifadeyi kontrol etti ve imzalayıp çıktık. avukatım bi kopyasını daha istedi ifadenin tabi. ben de kendisine teşekkür ettim o da diğerleriyle konuşmaya gitti. 

otobüse inim beklemeye başladım ben de. o arada kumana dağıtmış sağolsun devlet babamız (!) ekmek arası kaşar meyve suyu ve su verdiler. yumuldum direk! sonrasında beklemye başladık. 24 saatlik gözaltı süremiz varmış. bunu da öğrenmiş oldum. terörle mücadele de olunca öyle oluyomuş. düşünün ya terörle mücadele bürosu bu işle ilgileniyo! terörist muamelesi had safhada yani! otobüste beklemye başladım. gelenler oldu kumanyayı görüp sevinenler oldu yedik yediler herkesin morali biraz düzeldi tabi. sonra oturduk 7-8 saat boyunca bekledik otobüsün içinde. çok değişik ve çok iyi insanlar tanıdım orda. bolca sohbet ettik bolca güldük. böyle güzel insanları ömrüm boyunca arasam bulamazdım. gör bak sen allahın işine deme? o 8 saat nası geçti anlamadım diyebilirim. saat 11 gibi 2 takım elbiseli adam geldi otobüse. biz kim bunlar derken biri ben manisa millet vekiliyim arkadaşlar dedi. sizin için burdayız dedi. sonra manisalı olan var mı dedi. ben de otobüsün arkasından yıktım ortalığı. BEEEEEEEN!!!! koştum öne doğru adam elini uzattı ben de elimi uzattım bi tokalaştık sonra sarıldı bana. anam dedim ya bu kadar olur yani avukat memleketli vekil gelmiş taaaa memleketten yuh dedim şansa bak dedim. sonra vekil bi sıkıntın var mı diye sordu yok dedim sağolun dedim. o da ailene haber verdin mi dedi. ben de ablama haber verdim sadece dedim. annemlere de gerek yok şimdi aramaya iyice karışmasın ortalık dedim. olsun olsun biz bi arayalım annen merak etmiştir dedi. telefonu çıkardı numarayı söyledim aradı. annemle bi fasıl konuştu ben oğlunuzun yanındayım iyi morali yerinde bi sıkıntısı yok dedi sonra bi sesini duyun  isterseniz dedi. çat telefonu elime uzattı. anam aldım direk annemle konuştum. sesi iyiydi. bi 20 saniye sonra çevik geldi ve vekilim bizim bunu yapmaya iznimiz yok dedi bizi de zor durumda bırakmayın dedi. ben direk telefonu uzattım zaten çevik gelince. vekil de ben zorladım o istemedi falan dedi. bişey yok dedi geçiştirdi polisi. sonra saat gece 4 buçuğa kadar otobüste oturduk. sohbet falan ettik. bi ara bi yerden kalem bulduk ve kumanyada verilen ekmeğin sarıldığı kağıda numaralarımızı yazdık. mutlaka görüşelim sonra dedik. kağıt elden ele dolaştı ve herkes numaralarını yazdı. saat 4 buçukta da hastaneye götürüp tekrar darp raporu aldırdılar. ifade sırasında ve sonrasında bişey var mı diye. savcılıktan da salıverilme kağıtlarımız gelmişti zaten. hastanede doktorun yanına giren hemen çıktı. bişeyin var mı sorusuna kapının ağzından yok dedi herkes. amaç bir an önce kurtulmak tabi. sonra da eşyalarımızı teslim ettiler ve saldılar bizi ordan. ordan ayrılmadan önce herkesle sarıldım tek tek. kötü bi durumda tanışma ama iyi insanlar kazanma dedim içimden. herkesle bi yerde toplaşma sözü vererek taksiye atladık eve geldik. son durum ise sol elimin serçe ve yüzük parmaklarımın üstünde hissizlik var. kelepçe sağolsun. dizim de geçiyo çok şükür. krem verdi arkadaş onu sürüyorum. kabuk bağladı ve onlar da azalıyo yavaştan. sol bileğimde ufak bi kelepçe izi duruyo hala. fiziksel başka bi durum da yok zaten. neyse...

tüm bu olayın detayları o kadar çok fazla ki anlatmakla bitmez. detaylarla da sıkmak ve uzatmak istemedim. bu olayın detayları da kötü tabi benim üzerimde bıraktığı etki de kötü ve bitmedi hala. 3-4 gece boyunca kabuslar gördüm. sürekli kovalandım rüyalarımda. bomba sesleri ve eli coplu kişiler eşlik etti bunlara. uyuyamadığım geceler de oldu. tüm gün evden çıkmadım. hala da çıkmıyorum sadece acil bir durum varsa çıkıyorum çıkabiliyorum. günlük içtiğim sigara 1 paket falan oluyodu hatta bitmiyodu o paket ama şuan bi buçuk paket bile dayanmıyo diyebilirim. baş etme konusunda sıkıntılar çekiyorum. kapı her çaldığında da acaba polis beni almaya mı geldi diye düşünerek ürperiyorum. her gün saat 8de bizim sokakta insanlar çıkıp tava tencere çalıyo ve slogan atıyolar. o seslere bile tahammül edemiyorum. kapıyı pencereyi kapatıp yatağıma geçip oturuyorum. sırf o sesi bastırsın diye müziği son ses açıyorum. yemek konusunda fazla bişey yiyemiyorum. zaten diyetteydim artık 2 öğünden sonrası sigara ile geçiyo. geçen 10 gün içerisinde 4 kilo vermişim. hala daha vücudumun ayakta durmasına da şükrediyorum. kızılaya hala gidemedim hele ki avm dediklerinde bile tüylerim diken diken oluyo. polis gördüğümde tüm vücudum geriliyo ve yolumu değiştirme ya da ordan bir an önce uzaklaşma kıvamına geliyorum. anlıyacağınız üzere dışarı iyi pozu verip içeriden kalp krizi geçiriyorum! insanların anlamadığı nokta ve beni de çıldırttıkları nokta da bu olayın etkilerinin bu denli büyük olması. neyse anlamalarını beklemiyorum zaten ben de anlatamıyorum kendimi. herkes ya kendi dalgasında ya da benle dalga geçmekteler. neyse...

bu yazıyı neden mi şimdi yazıyorum? bu kadar olayın üstüne neden şimdi diye soranlar, zaten yazımdan anlaşıldığı üzere detaylı bi açıklama yapamadım. uzun bi yazı oldu farkındayım ama bi daha ne hatırlamak ne de hatırlamak için kendimi zorlamak istemiyorum. tek postta herşeyi anlatıp bu defteri de kapatmak istiyorum. telefonlarımız da emniyetteydi o yüzden de ekstra paranoyaya bağlamıştım ama dün annemleri aramışlar gelsin alsın demişler. dualarım kabul oldu. telefonumu da bugün aldım. tek gidemedim tabi emniyete. iyi ki de gitmemişim. önünde dolmuşlar inerken bile midemde kramplar başladı. vücudumun da titremeye başlaması cabası tabi. telefonumu da sağ salim aldım. o yüzden ufak çaplı bi gaza geldim ve bu durumu size aktarmak istedim. o yüzden şimdi yazabiliyorum. kendimi gaza getirdim. şimdilik iyiyim bi bağlantım kalmadı diye düşünüyorum. umarım öyle de olur. tek tesellim ve iyi olan şey ise orada o gece o otobüste tanıştığım insanlar. 

yazının dağınıklığı ve özensizliği için özür dilerim. kusuruma bakmayın cidden :/

msj atan atamayan atmayan, mail atan atamayan atmayan ve arayıp soran sormayan soramayanlar... hepinizi çok seviyorum!

10 yorum:

O Gay Ben de dedi ki...

Geçmiş olsun ://

Kırsalda Tıp Okuyan Gay dedi ki...

İyi ol panda <3 Geçmiş olsun.

Gay Panda dedi ki...

sağolun arkadaşlar iyi olmaya çalışıyorum. bi kaç paranoyamı da ortadan kaldırabilirsem daha iyi olucam :/

Felicita Radici dedi ki...

Ouv geçmiş olsun diyebiliyorum sadece :/

Gay Panda dedi ki...

sağol cancan.

Berkay Kırdar dedi ki...

demek manisali sin. merkezden mi. ben de ankdayim. bilse idim daha önceden mailini citlatirdimm pandaaaaa :))

Gay Panda dedi ki...

çıtlat o zaman mailimi ;)

Chal Chene dedi ki...

Geçmiş olsun pandam :((

Vida dedi ki...

Pandaaam :'( Ben seninle buluşamadım üstüne de bunlar mı oldu :( Neden yaa? Geçmiş olsun ağabeyim. Çok üzüldüm gerçekten :(

Sakallar Falan dedi ki...

geçmiş olsun çok.s böyle şeyler yaşamışsın ufak çaplı bi travma geçirmişsin, bi de ölesiye dövülen, gözü çıkan insanların hislerini ancak tahmin edebiliyoruz dışarıdan